BASKETBOL
BASKETBOL HaberleriSakın...!
Adnan Ayvaz Yazdı
Zafer Sarhoşluğundan çıktığımızı düşünerek artık Göztepe maçını gündeme alabiliriz. İzmir'de oynayacağımız maçı neye ve kime göre kıssas alacağız. Kuşkusuz Gaziantep maçına göre Göztepe maçına hazırlanmak en yarar sağlayıcı eşleştirme olacaktır.
Neler yaptık Gaziantep maçında Göztepe maçında neler yapmamalıyız?
Ya da yaptıklarımıza devam etmeliyiz...
Öncelikle yine agresif bir maça çıkacağımızı, son dönemin formda ekibiyle oynayacağımızı biliyoruz. Ayrıca Bornova'nın Altındağ bölgesinin salon seyircisinin yapısını da detayda dikkate alıyoruz. Ancak BSL'de Karşıyaka-Mersin maçının bizim maç ile çakışıyor olması seyirci açısından bize avantaj kazandırabilir.
Neden seyirci unsurunu göz önünde bulundurduğumunda da altını çizeyim... Roberto Gallinat gibi bir silahın seyirci, rakip benç ve rakip oyuncularla olan agresif diyalogları, bu sezon başından beri kurduğu garip ilişki ve iletişim, bizi eksiltir korkusunu handikap olarak görüyorum.
Bu önemli maçta Koç Ender Arslan dahi teknik faulle soyunma odasına gidebilir ancak oyuncularımızın sakin ve sahada kalması şart. Zira son Gaziantep maçının ardından hakemlerin, gözlemcinin, temsilcinin gözü ve dikkati üzerimizde olacaktır.
Göztepe'nin oyun profilini sezon başından beri Gaziantep'e benzetmişimdir. Tecrübe ve gençlerin en uyumlu olduğu takımlardan. Ayrıca Gueye ve Brooks'un pota altlarında karşılıklı düello yapacağı bir maç olacağını düşünüyorum. Bu iki oyuncunun gerek savumada gerekse hücumda ribaunt savaşına şahit olacağız.
Hızlı hücumu başarıyla uyguluyorlar. Konya ve Gaziantep maçlarında sıkıntı çektiğimiz bir konu.
Aslında yazımda girmek istemediğim bir konu ama detayda son iki haftaya başrol olan bir unsur olarak yazmak isterim.
Konya maçının en iyilerinden Arca'nın maç boyunca performansını son saniye tercihi sildi götürdü. Roberto'nun da Gaziantep maçında ki negatif performansını son saniye atışı sildi götürdü. Çayırova Belediyespor gibi bir takımın bu tip vervasyona, senaryolara, fantezilere ihtiyacı yok. Takım oyunu ile maç geneline kişisel performans yerine komple takım oyununu rakibe kabul ettirmeyi tercih etmeli teknik ekip. Böylelikle son saniyede değil maç esnasında skor olarak rakipten kopma sağlanabilir. Ayrıca takım oyunu sağlandığında Gaziantep maçında olduğu gibi 4 periyot ve uzatma periyodu dahil doğru beş arayışı ile ilgilenilmez. Sahada hangi isimlerden oluşursa oluşsun, parkede ki mevcut beş antrenmanı yapılmış, taktiği belirlenmiş, düzenek ve çarkları çalışan bir oyun ortaya koyacaktır. Çarkın dişlilerini aramakla değil, çarkın dönüşü ile kafa yormanın rakibe karşı üstünlük kuracağını sezon başından beri zaten hep yazdım. Yoksa işin kolayına kaçıp bende maçın VP'sini, yıldızını, kahramanını bir hafta Ömer'i, bir hafta Enes'i, bir hafta Brooks'u, Arca'yı yazar geçerim. Kazanılan maçı bir oyuncunun performansına bağlayıp, kaybedilen maçı "Bugün şu oyuncu kötü oynadı, o aksadı, bu gününde değildi." deyip geçerek ne kendimi kandırırım, ne bir oyuncuyu kahraman yaparım ne de bir oyuncuya mağlubiyeti yükleyip moralini, motivasyonunu bozarım. Eskrim, boks, güreş sporu yapmıyoruz sonuçta. Takım oyunu sporu yapılıyorsa takımı bütün olarak değerlendirilmelidir diye düşünüyorum.Kimin 40 sayı ürettiği kimin topları rakibe çaldırdığı ile hiç ilgilenmedim, ilgilenmiyorum. Maçın sonunda takım maçı kazanmışmı kaybetmiş mi ona bakıyorum. Özellikle de son 5 hafta böyle bir Süper Lig fırsatı yakalamışken...
Saygılarımla...
-
A+Buyut
-
A-Kucult
